Akıllı Yaşama Sanatı - Baltasar Gracian // Altını Çizdiğim Bölümler
Aıllı Yaşama Sanatı - Baltasar Gracian
Bilgi ve Cesaret yücelik unsurlarıdır. Ölümsüz oldukları için ölümsüzlük bahşederler. Herkes bildikleriyle sınırlıdır, bilgeler ise her şeye muktedirdir. Bilgisiz insan ışıksız bir dünyadır. Bilgelik ve güç, gözler ve ellerdir. Cesaretsiz bilgi meyve vermez, kısırdır.
Bağımlılık Hissi Oluşturun.
Tanrısallığı yaratan güzelleştirmek değil, tapınmaktır. Bilge adam kendisine teşekkür edilmesinden ziyade ihtiyaç duyulmasını yeğ- Ter. Başkalarını umudun eşiğinde tutmak diplomatça, size minnet duyacaklarına güvenmek acemicedir; umudun iyi, minnetinse kötü bir hafızası vardır. Bağımlılık yaratan, nezaket görenden daha kazançlıdır. Susuzluğunu gideren, kuyuya arkasını döner; sıkılmış portakal altın tabaktan çöp kutusuna gider. Bağımlılık ortadan kalkınca, saygının yanı sıra kibar tavırlar da kaybolur. (syf 10)
Üstlerinize karşı zafer kazanmaktan kaçının.
Tüm zaferler nefret doğurur, üstlerinize karşı kazandığınız zaferler ise aptalca ve ölümcüldür. (syf 11)
Sizi Eğitebileceklerin Dostluğunu Kazanın.
Bırakın dostça ilişkiler bir bilgi ve tecrübe okuluna dönüşsün, sohbetlerde kültür aktarılabilsin; böylece arkadaşlarınız öğretmenleriniz olur, sohbetin hazzına eğitimin faydalarını da eklersiniz. (syf 13)
XIX Başlangıçta Abartılı Beklentiler uyandırmayın
Önceden yaratılan beklentileri karşılayamamak, tüm ünlülerin genel şanssızlığıdır. İdealleri oluşturmak kolay, gerçekleştirmek zor olduğu için gerçekler hayallerin yerini asla tutmaz.
Gerçeğin beklentileri gölgede bırakarak onların ötesine ulaşması daha faydalıdır (syf 17)
XX Çağın Adamı.
Yaşadıkları çağdan destek alan kişiler enderdir. Herkes hak ettiği çağda yaşamaz, yaşasa da nasıl değerlendireceğini bilemez. Bazı insanlar daha iyi bir yüzyılda yaşamayı hak eder, çünkü iyilik her zaman galip gelmez. Her işin kendi zamanı vardır, mükemmel nitelikler bile modaya göre belirlenir. Bilgenin avantajı ölümsüz olmasıdır; değeri yaşadığı yüzyılda anlaşılmasa bile sonrasında anlaşılacaktır. (syf 17)
XXV Leb Denmeden Leblebiyi Anlamayı Öğrenin.
Bir zamanlar güzel konuşabilmek en yüce sanattı; bugünse başlı başına hitabet yeterli değildir. Özellikle de gözümüzü açık tutabilmek için, leb denmeden leblebiyi anlamayı öğrenmek zorundayız. Başkalarını kolayca anlayamayan biri, diğerlerinin onu anlamasını nasıl sağlayabilir ki? Diğer yandan, kendini insan yüreğine ve temiz niyetlere adamış rolü yapan kişiler de vardır. Bizi ilgilendi- ren gerçeklerin ancak yarısını dile getirebilsek de, dikkatli olursak bunların tümünü kavrayabiliriz. Olumlu bir şey duyduğunuzda saf yanınıza gem vurun, ama duyduğunuz olumsuzsa, iyice dikkat kesilin. (syf 19)
XXXIV En Güçlü Yanınızı Bilin.
Bu size doğuştan bahsedilen en önemli yetenektir; onu geliştirir- seniz gerisi gelecektir. Güçlü yanını bilen kişinin mükemmelliğe ulaşması kaçınılmazdır. Hangi niteliğinizin üstün olduğunu fark edin ve bu konuda sorumluluk üstlenin. Bazıları muhakemede iyidir, bazıları ise cesarette. Çoğu insan doğuştan gelen yetenekleri konusunda haşin davranır, bu yüzden de hiçbir konuda üstünlük kazanamaz. Zaman bizi abartılan tutkularımızdan arındırdığında ise çok geç kaldığımızı fark ederiz.(syf 23)
XXXV Konuları İyi, Önemli Konuları Daha da İyi Düşünün.
Tüm aptallar düşünme yoksunluğu yüzünden acı çeker. Olup bitenin yarısını bile kavrayamadıkları ve kendi kazanç veya kayıplarını bile fark etmediklerinden, bu konularda çaba da gösteremezler. Bazıları önemsiz konuları abartır, diğerleri ise önemli konuları aza indirger, durumu her zaman yanlış değerlendirirler. Birçoğu sağduyusunu yitirmez, çünkü zaten böyle bir şeye sahip değillerdir. Büyük ilgiyle izlenecek derecede önemli ve zihnin derinlerinde tutulması gereken konular vardır. Bilge insan her şeyi, özellikle de göründüğünden daha farklı olan konuları en derin biçimde düşünür. Bu yüzden de kavrayışı algılarının erişebildiği kadar derine uzanır. (syf 24)
XXXVII Dağarcığınızda İğneleyici Sözler Biriktirin ve Bunları Nasıl Kullanacağınızı Bilin.
İnsan etkileşiminde zarafetin en üst noktası budur. Bu tür iğneleyici sözler genellikle insanların ruh hallerini sınamak için ortaya atılır ve insan bunlar aracılığıyla birinin kalbinin en derin noktalarını keşfedebilir. Diğer iğneleyici sözler ise kötülük, küstahlık veya çekememezlik ya da ihtirasla zehirlenmiştir. Bunlar beğeniyi ve itibarı anında zedeleyen sert çıkışlardır. Böyle bir sözün gazabına uğrayan çoğu kişi, genellikle astlarıyla veya üstleriyle eriştiği en yakın samimiyet noktasından aşağı yuvarlanır ve aralarında- ki ilişki de genel ima ve özel kötü niyetler tarafından sarsılarak, azımsanmayacak bir felaketin darbesini alır. Öte yandan, bazı iğneleyici sözler de iyi yönde etki ederek insanın şöhretini onaylar ve destekler. Ancak bu tür sözlerin sahibi ne kadar hünerliyse, hedef aldığı kişinin de o kadar dikkatli ve ileriyi görebilir olması gerekir. Çünkü kötülüğün bilgisi savunma işlevi görür ve önceden sezilen bir hedefi ıskalamaya mahkûmdur. (syf 25)
XXXVIII Kazanırken Bırakmayı Bilin.
Bütün iyi oyuncular bunu yapar. İyi bir geri çekilme, cesur bir saldırı kadar başarılıdır. Yeteri kadar veya gereğinden fazla olduklarında, kahramanlıklarınızı gizleyin. Çok uzun süreli şans her zaman şüphe çeker, değişken şans daha fazla güven uyandırır. İçine kekremsi tatlar karışınca, başarılar daha lezzetli bir hal alır. Şans ne kadar yüksek olursa, kayıp düşme riski de o kadar artar ve bir kez düştünüz mü her şey tepetaklak olur. Şans bazen insana çok iyi davransa bile, bu kısa sürer. Talih bir insanı uzun süre omzun da taşırsa daha çabuk yorulur. (syf 25)
LIV Diş Göstermeyi Bilin
Bir tavşan bile ölü bir aslanın yelesini yolabilir. Cesaretin şakası olmaz. İlk gelene izin verirseniz, ikincisine de teslim olmak zorunda kalırsınız ve bu durum böyle sürüp gider. Hakkınızı en sonunda korumak, başında korumuş olmanızdan daha pahalıya mal olacaktır. Yürekteki cesaret fiziksel cesaretin ötesine geçer. Cesaret, gerekli anlarda kullanmak üzere kınında hazır bekletilen bir kılıç gibi olmalıdır. O sizin kalkanınızdır. Yürekteki korkaklık fiziksel korkaklıktan daha alçaltıcıdır. Birçok insan seçkin nitelikleri olmasına karşın, cesur bir yürekleri olmadığı için tatsız tuzsuz hayatlar yaşayıp, sonunda da miskinliklerini belgeleyen mezar taşlarına sahip olmuştur. Bilge doğa, balın tatlılığını ve iğnenin keskinliğini, arının bedeninde birleştirmiştir. (syf 33)
LVII Yavaş ve Emin Adımlarla ilerleyin.
Geç olsun da güç olmasın. Süratle yapılan süratle de yıkılabilir. Sonsuza dek yaşamak sonsuz bir hazırlık evresi gerektirir. Sadece mükemmellik işe yarar, sadece başarılar ayakta kalır. Derin bir zekâ ölümsüzlüğün tek temelidir. Değeri yüksek olanın fiyatı da yüksektir. En değerli madenler en ağır olanlardır. (syf 35)
LVIII Etrafınızdakilere Ayak uydurun.
Eğer bugün fazla gösteriş yaparsanız, yarına sergilenecek hiçbir şey kalmaz. Bir köşede, her zaman herkesin gözünü kamaştırabilecek bir yeniliğiniz olsun. Her gün yeni bir şeyler sunmak beklentileri canlı tutar ve kapasitenin sınırlarını gizlemeye yardımcı olur. (syf 35)
Bazıları oyunu kazanmaktan ziyade mücadele etmeye daha fazla önem verir. Fakat insanlara göre, sondaki başarısızlığın itibarsızlığı önceden gösterilen tüm çabaları da silip süpürmektedir. Zafer kazananın açıklamalara ihtiyacı yoktur. (syf 39)
LXXIII Kaçamaklardan Yararlanın.
Akıllı insanlar zorluklardan böyle sıyrılır. Zekice yapılmış bir nükteden yola çıkarak, en karmaşık labirentlerden çıkış yollarını bulurlar. Onlar en ciddi münakaşalardan havalı bir tavırla "hiçbir şey" söylemeyerek ya da sadece gülümseyerek kurtulurlar. Büyük liderlerin çoğu bu sanatta ustalaşmıştır. Birini reddetmek zorunda kaldığınız zaman, konuyu değiştirmek her zaman kibar bir yön- temdir. Bazen bir şeyi anlamazdan gelmek, aslında en yüksek anlayışın göstergesidir. (syf 43)
LXXVII Herkesin Her Şeyi Olun.
Yani, ketum Proteus gibi, âlimlerle âlim, ermişlerle ermiş olun. Herkesin oyunu alabilmek gerçekten büyük bir beceridir; çünkü bunu başaran kişilerin iyi niyetleri genelde kabul görür. İnsanlarin ruh hallerini fark edin ve herkese ayak uydurun; mesele ister neşeli, ister ciddi olsun. Değişiklikleri mümkün olduğunca kurnazlıkla yorumlayarak, onların gösterdikleri yolu izleyin. Bu, başkalarına bağımlı olan insanlar için vazgeçilmez bir beceridir. Fakat bu beceri büyük bir zekâ gerektirir. Onlar, yani bilgi bakımından evrensel bir dehaya ve esprilerinde evrensel bir ustalığa sahip olanlar, hiçbir zorluk yaşamayacaktır. (syf 45)
Akıllı bir adam, aptalların dostları sayesinde elde ettiklerinden daha fazlasını düşmanlarından faydalanarak elde eder. (syf 48)
LXXXV "On Parmağında On Marifet Olan İnsan" Olmayın.
Çok fazla kullanılmanın, kötüye de kullanılmak anlamına gelmesi mükemmelliğin bir kusurudur. Herkes mükemmel olmaya çabaladığı için, bu durum herkesin canını sıkar. Kimsenin işine yaramamak büyük bir talihsizlik, herkesin işine yaramaksa bir başka talihsizliktir
Bir kandil ne kadar fazla ışık verirse, o kadar hızlı erir ve enerjisi tükenir. Kendinizi daha az ortaya koyun; bunun ödülünü daha fazla saygı ve itibar görerek alacaksınız.(syf 49)
XCVII Bir Nam Kazanın ve Onu Koruyun.
Bu, şöhretin kullanım hakkıdır. Bir nam sahibi olmanın bedeli ağırdır; çünkü o sadece özel yetenekler sayesinde kazanılır ve sıradanlık ne kadar yaygınsa, bu özel yeteneklere de o derece az rastlanır. Nam bir defa ele geçirildiğinde kolayca muhafaza edilir. Birçoklarına görevler yükler, ama bu kadarıyla da yetinmez. Yük- sek güçlere veya afili hareketlere borçlu olunduğu zaman, bir tür hürmete dönüşür, sonra da yerini bir çeşit haşmete bırakır. Fakat sadece sağlam temelli bir nam kalıcı olacaktır. (syf 54)
CVIII Büyüklüğe Giden En Kısa Yol Başkalarından Geçer.
Doğru insanlarla ilişki kurmak her zaman işe yarar. Huylar ve beğeniler paylaşılır. Farkına varılmadan, sağlam duyular ve hatta yetenekler bile gelişebilir. Önce sabırsız, sonra ağırkanlı, sonra da diğer mizaçtaki kişilerle birlikte olun. Böylece, orta yolu hiç zorlanmadan bulacaksınız. Diğerleriyle aynı fikirde olmak büyük bir sanattır. Zıtlıkların değişimi dünyayı güzelleştirerek, onun dönmesini sağlar. Eğer bu durum fiziksel dünyada bir uyum yaratı- yorsa, bundan daha fazlasını manevi dünyada da yapabilir. Arkadaşlarınızın ve yandaşlarınızın seçiminde bu politikayı benimseyin: En uç noktalardakilerle de birlikte olun ki, daha işlevsel olan orta yolu bulabilesiniz.(syf 59)
CXVII Asla Kendinizden Bahsetmeyin.
İnsanın kendini övmesi boşuna, kendini suçlaması ise aptallıktır. Kendinden söz etmek, konuşan kişi için yakışıksız, dinleyen içinse tatsızdır. (syf 64)
CXXX İş Yapın ve Yaptığınızı Herkes Görsün.
Bir şeyler gerçekten ne olduklarıyla değil, nasıl göründükleriyle anılırlar. İşe yaramak ve bunun başkalarına nasıl gösterileceğini bilmek, sadece işe yaramaktan iki kat daha faydalıdır. Görülme- yen şeyin, yok olduğuna hükmedilir. Doğru olan şey bile, yeterince doğru gibi görünmezse kimsenin ilgisini çekmez. (syf 74)
CXLV Yaralı Parmağınızı Göstermeyin,
yoksa herkes ona saldırır. Bu konuda şikâyet de etmeyin; kötülük her zaman zayıfların en hassas yanlarını hedefler. Can sıkmaya gerek yok. Sohbetin maskarası olmak sadece canınızın daha da sıkılmasına yol açar. Kötü niyet kanatacak yaralar arar, insanın sabrını denemek için oklar savurur, bilgelerin canını sıkmak için bin türlü yol dener. Akıllı insan vuruşlara açık olmaz. İster kişisel, ister geçmişten kalma olsun, hiçbir sırrı ifşa etmez. Çünkü bazen kader bile bizi en hassas yerimizden yaralamayı sever. Kader yaralı uzvu kangren etmeyi sever. O yüzden, eğer acılarınızın bitmesini ve zevklerinizin sürmesini istiyorsanız asla onların kaynağını ifşa etmeyin.(syf 80)
Bir şeylerin gerçek değerini göstermek müthiş bir beceridir. Bu bazen onları överek (çünkü övgü arzu uyandırır), bazen de onlara çarpıcı bir isim vererek yapılır (ki bu, bir şeyleri en üst sıraya koymakta çok yararlıdır); yeter ki ortada yapmacıklık olmasın. Gerçekten de her konuda uzmanlara güveniyormuş gibi davranmak aslında insanları teşvik etmektir; çünkü herkes kendini uzman sanır ve değillerse bile kendilerine ihtiyaç duyulduğu hissi arzularını tetikler. Hiçbir şeyi basit ve sıradan olarak gör- meyin. Bu onları ulaşılabilir kılmaktan çok, değerlerini düşürür. Herkes sıra dışı olanın peşinden koşar, çünkü o hem beğeni hem de zekâ açısından daha çekicidir. (syf 83)
Bugünden yarını, hatta daha sonraki günleri düşünün. En müthiş öngörüler, sıkıntı ortaya çıkmadan önce saptananlardır. Tedbirli insanlar için talihsizlik yaşamak, dikkatliler içinse beladan kıl kurtulmak gibi durumlar söz konusu değildir. (syf 83
CLXXXVII Hoş Şeyleri Kendiniz Yapın, Nahoş Şeyleri Başkalarına Yaptırın.
Birincisini yaptığınızda saygınlık kazanır, ikincisini yaptığınızda nefretten kaçınırsınız. Büyük bir insan yardım almaktan çok, yardım etmekten zevk alır. Bu onun cömert yapısının bir ayrıcalığıdır. Bir insan ya anlayıştan, ya da pişmanlıktan dolayı kendisi acı çekmeden başkasına acı çektiremez. Yüksek mevkilerdeki insanlar ödül ve ceza aracılığıyla çalışır. Bu yüzden birincisini kendinize, ikincisini başkalarına ayırın. Yanınızda her zaman hoşnutsuzluk, nefret ve iftira oklarının yöneltilebileceği biri olsun. Kalabalıkların nefreti köpeklerinki gibidir; acısının gerçek nedenini es geçerek, gidip kamçıyı ısırır ve gerçek suçlu olmamasına rağmen, cezayı kamçı çeker. (syf 101)
CCXCVII Her Zaman Hareketleriniz Görülecekmiş Gibi Davranın.
Her insan çevresindekilerin farkında olmalı, görüldüğünü ya da görüleceğini her zaman hesaba katmalıdır. İnsanlar şunu bilmelidir ki; yerin bile kulağı vardır ve kötü davranış sahibine geri döner. Yalnızken bile sanki bütün dünyanın gözü üzerimizdeymiş gibi davranmalıyız. Çünkü şunu bilmeliyiz ki; her şey er ya da geç ortaya çıkar. Bütün yaptıklarımızın mutlaka bir şahidi vardır ve bunlar daha sonra dile getirilir. Bütün dünyanın kendisini izleme- sini isteyenler komşusunun onu duvarların ardından izlemesini umursamazlar. (syf 156)
Kaynak: Gracian, B. (2012). Akıllı Yaşama Sanatı. Maya Kitap.
Yorumlar
Yorum Gönder